Translate

27 Mart 2015 Cuma

Karabağ'a Hasret


(http://journal.qu.edu.az/article_pdf/1037_475.pdf)

Kür ve Aras ırmakları arasında bulunan Karabağ, Azerbaycan’ın en güzel yerlerindendir. Bu güzel belde, sözü edilen yönüyle, Dicle ve Fırat ırmakları arasında yer alan eski Babil’le benzerlik arz etmektedir. Ilıman iklime, zengin bitki örtüsüne sahip olan bölgede hayat, taş devrinden beri aralıksız olarak devam edegelmiştir.[1]
            Bölge, İskitlerden beri Türklerin yaşadığı bir mekân olarak tarihteki yerini alırken, havasının güzel olması, tabii güzelliklerinin diğer bölgelere göre farklılık arz etmesi, bu vilayetin,  birçok Türk sultanı tarafından kışlak lolarak seçilmesinde etkili olmuştur. Bundan dolayı Karabağ, İlhanlılar, Timurlular, Karakoyunlular zamanında olduğu gibi Akkoyunlular döneminde de yerli meliklerin hüküm sürdüğü bir belde olarak tarihteki yerini alır.[2]   
            Tabii güzelliğinin yanında stratejik öneme de haiz olan Karabağ, tarihte, bölgedeki güçlü devletlerin sürekli üzerinde mücadele ettikleri bir mekân olmuştur. Kafkasların coğrafi konumu, Rusya ve İran için çok önemlidir. O dönemde, İranlı komutanların ve Şah’ın düşüncesine göre Şuşa, fethedilmesi mümkün olmayan kale, Güney Kafkasya’nın anahtarı; Ruslar için de bu şehir, İran'a açılan kapı olarak telakki edilmekteydi. Bu bakımdan her iki devlet bölgeyi ele geçirmek için askeri, siyasi ve diplomatik bütün yolları kendi çıkarları doğrultusunda kullanırlar. Şayet, İran, Karabağ'da hâkimiyet kurabilirse, bütün Güney Kafkasya’yı kendi etki alanına almış olacak, bu düşünceyi gerçekleştirdikleri takdirde kendilerine Rusları bölgeden atabilme fırsatı doğacaktır. Aksi takdirde, Ruslar bölgeye sahip olursa, değil Aras'ın kuzeyindeki hanlıklar için, bu durumda İran için de büyük bir tehdit olacaktır. Bu hesaplaşmada Ruslar, İran'a göre askeri açıdan daha güçlü olduklarından bölgede etkili olmaya başlarlar.[3]

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder