Azerbaycan’a ilk
geldiğimizde adını sık sık duyduğumuz, ismi, Türkiye’ye olan hayranlığı ile
özdeşleşen şair Dr. Bahtiyar Türkcanlı’yı tanıma fırsatını, 1999 yılı
ilkbaharında, Bakü’de havaların yavaş yavaş ısınmaya başladığı günlerde, yakaladık.
Kendilerini, oğlu Fuat’la birlikte yaşadıkları mütevazı bir evde ziyaret ettik.
Bize kapıyı, seksen yaşlarında, yüzünde tebessümü ilk bakışta fark edilen, yaşlı
bir şahıs açtı. Kendisiyle konuşmaya başladığımızda bütün benliğiyle ülkemize hayran
olan birisiyle karşılaştığımızı hemen hissetmiştik. Hakkında duyduklarımızın ne kadar doğru olduğu sohbetimiz
biraz derinleşip anlatılanların gözyaşı ile desteklendiği sıralarda ortaya
çıkıyordu.
Gözü yaşlı bir şairin
dudaklarından dökülen sevgi ifadesi sözler, bizi, ister istemez, bu muhabbetin
kaynağını sorgulamaya sevk etti. Türkiye’ye olan bu denli bir sevginin nereden
geldiği, bu kadar derin bir Türkiye hayranlığının temellerinin hangi hatıralara
dayandığını konuşmamız biraz yoğunlaşıp iç içe katlanmış bir bohça gibi
hatıraların ardı sıra açılmaya başlandığı anlarda tezahür ediyordu. Yaklaşık
bir asrın yükünü omuzlarında taşıyan pirifâninin sözlerine, gözlerinden süzülen
yaşlar da eşlik etmeye başlayınca bu sevginin içten gelen bir duygu olduğu hemen
fark ediliyordu. Türkcanlı’nın, Türkiye sevgisinin temelleri, çocuk yaşlarında
yaşadığı, bunca yıl geçmesine rağmen aklından çıkmayan hatıralara dayanmaktadır...

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder