Translate

27 Mart 2015 Cuma

Bahtiyar Vahabzade Anlatıyor



(Türk Edebiyatı, No: 398, 2000)

          Vahabzade ile 1999 yılı sonbaharında tanışma şerefine nail oldum. Şiirlerini Türkiye Türkçesi’ne aktarmak için kendisiyle uzun süre teşrikimesai ettik. Bir okuyucusu olarak zat-ı âlilerini uzaktan tanıdığım şairi ilk defa yakından görecektim. Şoförü bizi evine götürdü. Şair, bizi kapıda karşıladı. Onu, ilk defa gördüğümde, kendisinin, Necip Fazıl’a çok benzediğini söylediğimde, bunu ilk söyleyenin benim olmadığımı ifade etti. İlk günlerde şiirlerini aktarmaktan ziyade kendisiyle sohbet ettik. Şiirlerini Türkiyeli bir okurun anlayıp istifade edebileceği bir kıvama getirmek için Türkiye Türkçesi’ne aktarmaya başladık.
            Doğrusu şiirlerini Türkiye Türkçesine aktarmak hiç zor olmuyordu. Çok yakından tanıma fırsatını elde ettiğim şair, kitabına alacağı şiirleri önceden seçiyor daha sonra da beraberce hece ölçüsü bozulmadan Türkiyeli birisinin rahatça anlayacağı kıvama getiriyorduk. Bu sırada şiirin yazılış hikâyesini de öğreniyorduk. Her bir şiirin sebeb-i vücudunu kendi ağzından dinledikten sonra hangi kelimenin nereye konacağı daha kolay ve zevkli bir hal alıyordu. Böylece verilmek istenilen mesajla seçilen kelimelerin de uygun olmasına gayret ediyorduk.
            Bazen de herhangi bir şiirini bizim okumamızı ve yorumlamamızı istiyor. Okuduğumuz şiirden ne anladığımızı merak ediyordu. Bu şekilde şair duygu ve düşüncesinin  okuyucu tarfından nasıl algılandığını da test ediyordu. Bu şekilde şiirlerini yorumladığımızda bazen tebessümle, ²Allah Allah ben neler düşünüyormuşum.² diye şaka-vari espiriler yapıyordu.
            Bu şekilde çalışmamız uzun süre devam etti. Yer yer şairin hatıralarını bu sırada dinleme imkanı elde ettik. Şair bu hatıraları dile getirirken bazen sesi yükseliyor, heyecanlanıyor bazan de gözyaşlarına hakim olamıyordu. Karşımda bir asra yakın hayat sürmüş, uzun ve sıkıntılı bir dönemi iliklerine kadar yaşamış birisinin olması bize ayrı bir heyacan veriyordu. Bu hatıraların bazılarında şairin bir dönemde çekmiş olduğu sıkıntılar gözler önüne seriliyordu. Onun hatıralarında yaklaşık bir asrın hülasasını görmek mümkündür. Bu hatırlarda bazen hasretin burukluğu insanı hüzne boğar, bazen tehlikeli bir anın verdiği korku insanı ürpertirken, bazen de geçmişin sayfalarına gömülen onurlu bir başkaldırış insanı gururlandırır...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder